
Çoklu zekâ kuramının kurucusu Howard Gardner her insanda mutlaka var olan 14 zekâ türünden bahsetmektedir. Bu zekâ türleri; sözel zekâ, matematiksel zekâ, görsel zekâ, kinestetik zekâ, işitsel zekâ... şeklinde devam etmektedir. Yine Gardner, her insanda bu zekâ türleri mutlaka vardır ama bir tanesi daha baskındır ve o baskın olan zekâ bizi o alanda ön plana çıkarmaktadır diye beyan eder.
Gardner bir insanda az bile olsa diğer zekâ türlerinden varsa bu az olan zekâ çoğaltılabilir, yeter ki bunun için gerekli zaman olsun ve doğru çalışma yöntemleri kullanılsın demektedir.
İzlediğim bir videoda çocuklara verilmesi gereken eğitim ile alakalı birtakım söylemler vardı. Söz konusu söylemlerde bir öğrencinin zayıf olduğu derslerine takviye yapılıp yükseltilmesi yerine başarılı olduğu derslere ağırlık verip o ders ile alakalı ihtisas kazanmasını sağlamaya yönelik eğitim verilmesi gerektiği dile getirilmektedir.
Bu söylemler son zamanlarda sürekli dile getirilen bir düşüncedir. Söylem çok doğru fakat ülkemizde geçerliliği olan bir söylem değildir maalesef. Sadece kişisel gelişim hayretimizi cezbeden söylemden öteye geçemiyor. Zira bu söyleme ne kadar hak verirsek verelim en nihayetinde çocuklarımızı zayıf oldukları yerlerden sınava tâbi tutuyoruz. Çünkü ülkemizdeki sınav sistemi bunu öngörmektedir.
Ülkemizdeki sınav sistemi ise yetkin olduğu alana yönelimi olan birey yetiştirmekten ziyade her alana yetkin olaması gerektiğine inanılan birey yetiştirmeye çalışılan bir sınav sistemidir. Ne yazık ki bu inanışın ürünü olan eğitim sistemlerinde her dersi yıllarca ve sürekli gördüğü halde hiçbir şey bilmeyen bireyler yetiştirmekten öteye geçmeyecektir.
